İstanbul her ne kadar modern anlamda gelişme gösteren bir şehir olsana diğer yanında geçmişten günümüze ulaşan ve yaşatılan tarihi yapılarıyla mistik yapısını korumaya devam etmektedir. İçerisinde yer alan saraylar, camiler, müzeler, kiliseler, sinagoglar, surlarıyla tarihin penceresinden bakmanızda hiç zorluk yaşatmayacak kadar eseri bünyesinde barındırmaktadır.
Peki böylesine bolca tarihi zenginliğe sahip şehirde gezmeye nerden başlamalı, nerelere gidilmeli, hangi tarihi yapıların insanlar tarafından daha çok beğenildiği veya hangisinin geçmişi daha görkemli bunlar için iki üç başlıkta sizlere araştırmalarımın doğrultusunda ortaya koyduğum sonuçları paylaşacağım.
Topkapı Sarayı
Gösterişi ve tarihi mimarisiyle adeta geçmişe yolculuğa çıkaran zaman makinesi görevini üstelenen tarihi yapıdır Topkapı Sarayı. 1478 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan saray, 400 yıl boyunca padişahların yaşadığı ve devleti idare ettikleri ana merkez görevini üstlenmiş, tarihe tanıklık etmiştir. Abdülmecit döneminde ziyarete açılan Topkapı Sarayı günümüzde de ziyaretçilerini ağırlamakta, gizemi ve Osmanlı mimarisine ait taşıdığı izlerle turistlerin ilgi odağı olmaktadır
Soğuk Çeşme Sokağı
Tarihi yarımada yer alan bu sokak turistlerin ziyaret ettiği ve hemen hemen hepsinin fotoğraf çekildiği bir sokaktır. Soğuk Çeşme Sokağı; nostaljik haliyle, tarihi yapısıyla görülesi mekanların başında gelir. Ayasofya Müzesi ve Topkapı Sarayı arasında yer alan bu sokakta insanların yüzüne yansıyan geçmişe duyulan özlemi görebilmek mümkün.
Ayasofya Müzesi
Tarihin en önemli yapılarından bir tanesidir. Özellikle Bizans imparatorluğunun dini sembolü olarak büyük ibadet yapısıyla Hristiyanların inançlarını pekiştiren ve imparatorluğun yüceliğini artıran otantik bir yapıdır. Bizans İmparatoru 1. Jüstinyen tarafından yaptırılmış olan bu yapı daha sonra ise Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür. Günümüzde müze olarak faaliyetini sürdüren bu yapıya her inançta insanın ziyaretine kapılarını ardına kadar açmış bir yerdir.