27 Nisan 2016 Çarşamba

Tarihteki Efsanevi Hükümdarların Hayatı

Godefroi


Godefroi IV de Boulogne veya Godefroi de Bouillon, Aşağı Lorraine dükü ve Kudüs’teki İsa’nın mezarının muhafızı. 1061 de Baisy-Thy’de (Belçika) doğdu, 1100 de Kudüs’te öldü. İçinde birçok kont ve dükün bulunduğu «Senyörler Haçlı Seferi» ordusuna komuta etti ve Kudüs’ü ele geçirdi.


Godefroi de Bouillon birçok çetin mücadeleden sonra 1089’da Aşağı Lorraine dükü olarak tanındı. 1095’te haçlılara katılanların başında yer aldı ve seferin masraflarını karşılayabilmek İçin dukalığını ve varını yoğunu sattı. İlk haçlı seferinde önemli rol oynadı; mizacı hacılıktan çok siyasete yatkın olduğu için Bizans imparatorluğuyla haçlılar arasındaki ilişkilerle ilgilendi ve Aleksios’a tâbi oldu. Kudüs’ün fethi (1099) üzerine, baronlar kendisini kral seçtllerse de, Isa’nın mezarının muhafızı unvanıyla yetindi. Ülkenin savunmasıyla yakından İlgilendiği gibi, Kudüs Kanun Külliyatı adıyla anılan ve Kudüs İle Kıbrıs’ta uygulanan bir kanunnamenin hazırlanmasına önayak oldu. Bir efsane kahramanı hâline geldi. Fransız destanlarından birinin ve Tasso’nun bir şiirinin (Kurtarılan Kudüs) kahramanı oldu.


Kılıç Arslan


Anadolu Selçuklu Devleti’nin üçüncü hükümdarı, Doğum yeri ve tarihi belli değil, 1107’de Fırat’ta boğuldu.


Haçlı ordularına karşı Anadolu’yu, hattâ İslâm dünyasını kahramanca savundu, 1071 Malazgirt zaferinden sonra Horasan’daki Oğuz Türklerl Anadolu’nun çeşitli yerlerine yerleşmişlerdi. Kılıç Arslan, hükümdar olunca, çeşitli karışıklıklar içindeki Anadolu’da birliği sağladı. Bizans’ın elindeki İstanbul’u almak istiyordu ve bu amaçla bir donanma yaptırdı. Bizans İmparatoru, Roma’daki Papa’dan yardım istedi. 1095’te, Bizans’a yardım etmek, İsa’nın doğduğu şehir olan Kudüs’ü Müslümanlardan kurtarmak İçin 600.000 kişilik bir Haçlı ordusu kuruldu. Bizans imparatoru bunları Anadolu’ya geçirtti. Kılıç Arslan; kendisininkinden sayıca on kat daha üstün bu orduyla, birçok savaş yaptı. Anadolu’yu karış karış savundu. Amasya yakınında 300.000 Haçlı’yı yok etti. Geriye kalan Haçlılar, Anadolu’da yerleşemediler. Vatanlarını canla başla savunan Türkler arasından bir geçit bularak Kudüs’e gidip bir Lâtin Krallığı kurdular.


Aslan Yürekli Richard


I.Richard veya Aslan Yürekli Richard, Aquitaine dükü ve İngiltere kralıdır. 1157’de, Oxford’da (Büyük Britanya) doğdu, 1199’da Châlus’de (Fransa) öldü.


Savaşçı karakteri, ona bu lâkabı kazandırmıştır. Bu değerli savaşçının, kahramanlıklarını ve bu kötü yöneticinin talihsizliklerini anlatmak için gerçekle efsane birbirine karışmaktadır. İngiltere kralı, II. Henry’rçln oğlu olan Richard, o zaman ingillzlerin elinde bulunan, Fransa’daki Aquitaine dükalığını almıştı. Aslan Yürekli Richard, Fransa kralı Philippe-Auguste’le birlikte, Kudüs’ü kurtarmak için Üçüncü Haçlı Seferine katıldı. Fakat o kadar kibirli ve kendi başına buyruk davrandı ki sonunda müttefiki İle bozuştu. Richard seferden dönerken, Fransa imparatoru VI. Henri tarafından dört yıl hapsedildi ve kurtulmak için ona çok büyük fidye ödemek zorunda kaldı. İngiltere kralı özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz, Fransa’ya savaş açtı ve Limosin’deki Châlus şatosunun kuşatılması sırasında öldü. Aslan Yürekli Richard krallığında sadece birkaç ay kalabilmişti.


 

10 Nisan 2016 Pazar

Viyana Kuşatmasında Yeni Hafta Başlangıcı

Bugün Ahmed Paşa kolundaki gâvurlar da şarampolden atılıp yerleri işgal edileli. Kuşluk vakti, Sadrazam metrislerdeki tabyasına gitti ve sonra da Yeniçeri Ağasının tabyasına geldi. Ayrıca ön saflarda galeri açılan yerleri gözden geçirdi. Bir süre yeni tabyasında oyalandı ve sonra tekrar eski savaş mahalline dönüp orda kaldı. Rumeli beylerbeyini ve sağ sol kanat alay beylerini, sıçan yollarını hâlâ istenilen şekilde açmayıp bugün gevşeklik gösterdikleri için sertçe azarlayarak ağır surette ihtarda bulundu.


Bütün galeriler içinde en ileriye götürülmüş olanı Köstendil Sancak Beyinin galerisiydi. Bu şırada Kara Mehmed Paşa kolunda üç yerde, Rumeli kolunda üç yerde ve Ahmed Paşa kolunda üç yerde galeri açma çalışmaları yapılmaktaydı. Bu galerilerle kale hendeğinin içine girmek amacı güdülüyordu.


Kara Mehmed Paşa yaralandığı için çadırına çekilmesi ve yeniden sağlığına kavuşuncaya kadar metrislerden uzak durması emredildi. Sadrazam, Şam Beylerbeyi Vezir Abaza Sarı Hüseyin Paşa’yı çağırdı ve kendisini Kara Mehmed Paşa’nın vekili olarak onun koluna yani Anadolu koluna kumandan tayin etti.


Topçular bugün düşmanın dört topu üzerine gülle düşürüp onları savaş dışı ettiler. Şeyhoğlu Ahmed Paşa buyruk gereğince Götzendorf palankasına varıp kuşatmaya başlamıştı. Ancak buranın hendekleri çepeçevre suyla dolu olduğundan ve köprüleri de gâvurlar tarafından söküldüğünden palankayı hücumla almak imkânı görülmedi. Durumu devletlû Sadrazama mektupla bildirip top, cephane ve yaya askeriyle yardım göndermesini diledi.


Bunun üzerine kendisine derhal üç Sahi topu ve bir hayli malzemeyle cephane gönderildi. Ancak bu yardım kafilesi oraya varmadan, palanka, Allahın yardımıyla ele geçirildi. Gâvurlar son askerine kadar kılıçtan geçirildi. Böyle bir savaşın yapılmasına Reis Efendi’nin kâtiplerinden Ramazan Efendizade Recep Çelebi sebep olmuştu. Çelebi’nin ot almak için yolladığı arabasıyla atlarını çalmışlar. O da bunu Reis Efendiye haber vermiş. Olay Reis Efendi tarafından Sadrazama anlatılmış. Bunun üzerine de Ahmed Paşa palankaya karşı gönderilmiş.


Palanka kuşatıldığı sırada onbeş kadar asker şehit düşmüş ya da yaralanmış. O zaman her nasılsa palankanın içine ateş atılması tedbirini akıl etmişler. Kalenin içinde bulunan gâvurların hepsi bütün erzaklarıyla birlikte yanıp kül olmuşlar. Sadece on beş gâvur tutsak olarak canlarını kurtarabilmiş. Recep Çelebi de kuşatmaya katılmış ve sonunda arabasıyla atlarına tekrar kavuşmuş. Güneş batımından sonra palankanın fethedildiği haberiyle geri döndü. Devletlû Efendimiz Sadrazam, olup bitenleri kendisinden dinledi. Çok hoşlanıp Çelebiye yirmi altın bahşiş verdi.


Şam Beylerbeyi Hüseyin Paşa akşamüzeri tabyasında bulunduğu sırada bir humbara bombası uçup geldi ve yanı başındaki göğüs siperini çökertti. Kendisi de yıkılan toprak yığını altında kaldı. Nerde olduğu hemen anlaşılmadı. Bütün siper iyice arandıktan sonra bulup dışarı çıkardılar. Tıpkı bîr canlı cenaze gibiydi. Tek kelime konuşamıyordu. Fakat kısa bir süre sonra kendine geldi. Bir iyice muayene edildiği zaman da hiç bir önemli yarası olmadığı anlaşıldı.


Güneş batımından sonra, gâvurlar boş hayale kapılıp Zağarcı kolunda bir püskürme lağım patlattılar. Fakat geri tepti ve İslâm ordusundan Hiç kimseye her hangi bir zarar vermedi.  Serdengeçtileri tamamlamak için sipahi ve silah-darlardan üç yüzer adam, Sadrazamın önünde yoklanıp kendilerine ayrılmış olan yerlere gönderildiler.


Kuşatmada Günler Çabuk Geçiyor


Sadrazam, Rumeli kolundaki tabyasına gitti. Sağ kanattaki alay beyini azletti. Yerine Rumeli Kethüdasını, Kethüdanın yerine Çavuşlar Kethüdasını tayin etti. Azledilenin görevindeki kusur ve ihmalinden dolayı idam edilmesini kararlaştırmışken acıyıp canını bağışladı. Görevinden almakla yetindi, ancak Sadrazamın tabyasına geldiği zaman ötekilere ibret olsun diye kendisine üç yüz veya dört yüz belki de daha fazla değnek vurdurdu.


Öğle zamanı, gâvurlar, Zağarcı koluyla Rumeli kolu arasında bir lağım patlattılar. Tabya kazıcılardan^ beş on adam yaralandı, bundan başka bir kimseye zararı dokunmadı.


İki bin altı yüz kişiye varan silahdar ve sipahi serdengeçtilerinden bin iki yüzü Zağarcı ve Samsuncu kollarına verildiler. Geri kalan bin dört yüz asker hiç bir yere verilmeyip kendilerine ilerde verilecek emre kadar hazır beklemeleri bildirildi.


Akşam üzeri Rumeli kolundaki serdengeçtiler hücuma geçtiler. Gösterdikleri karşı durulmaz gayretle gâvurları metrislere kadar geri attılar ve tabya yaparak yerleşmiş oldukları hattı da işgal ettiler. Bir saat süreyle burada acı bir savaş cereyan etti. Ama Allah, İslâm gazilerine lütuf ve inayetini göstererek bu bölgeye sağlam şekilde yerleşmek mümkün oldu. Burası ön şarampollerle tabyaların arasındaki metrislerdi.