10 Mayıs 2016 Salı

Türk Mitolojisinde Gök ve Yeraltı Âlemi

Göklerin Katları ve Göklerde Bulunanlar


Tanrısal ikametgahlar; katlara ayrılmış göklerdedir. Başka bir deyimle gökler; büyük tanrılarla iyi ruhların, perilerin ve meleklerin kâinat çapında bir apartımanı halindedir. Cennetler, meşhur (Süt gölü) ve Kara Han’ın yarattığı (Sürve dağı) da, Ülgen’in katındaki cennetlerin birinde bulunmaktadır.


Güneş, ay, yıldızlar gibi natürist tanrılar ise, yerlerini almış, gökler âlemine, dünyaya ışık dağıtırlar. Taoist’lerin dört yönü idare eden tanrı ayarındaki dört temsilcisi ile Göktürk’lerin boşluğun dört yönünde bulunan, Türk bölgelerini koruyan renk ve hanlıkla vasıflandırılan tanrıları da boşluk âleminin birer kutsal kahramanıdırlar.


Tanrı sayılan bozkurt, Eti’lerin, Elamlı’ların kutsal boğaları güneş tanrı Şamaş’ın kudretli kartalı, fırtına tanrısı Teşup’un korkunç boğaları ile tanrının beyaz devesi ve (Aidar Erkanı) masalında görülen tanrının kuyruksuz mavi kurdu gök sakinlerinin kadrosunda bulunmaktadır.


Büyük tanrılardan katları ile yerleri belli olanlara gelince; Gök tanrısı Anu, Sümer’lerin Anosmas dedikleri göklerin yüksek yerindeki saraymdadır.


Altaylı’larm büyük tanrısı Kara Han ile oğlu Ülgen de Şaman’larca on yedi kat kabul edilen göklerin üst katlarında oturur. Göktürk’lerin, Yâkut’larm, Akkat’larm ve Elamlı’larm büyük tanrıları da bu katlarda yerleşmişlerdir.


Yakut’larm Kayadşn’ı dokuzuncu, Altaylı’ların Günana’si yedinci katta, Ayata’sı altıncı katta, Yakut’larm Orangay’ı dördüncü, Kuday ile tanrıça Ayzıt üçüncü katta otururlar.


Sümer’lerin bir kısım tanrıları da yıldızlarda oturmayı uygun bulmuşlardır. Tonguz’lara göre de, Yedinci kat gökte Güneş,, altıncı katta ay bulunmaktadır.


Göklerden İnenler


Göklerin hangi semtinden geldikleri, nasıl türedikleri açıklanamıyan,  yere inmiş insanlar ve yaratıklar vardır. Eski Türk Han’larından da bazıları gökten yere inmiş, öldükten sonra yine geldikleri yere dönmüşlerdir. Bunların içinde, güneşten gelenler de vardır. Sienpi’lerde ilk hükümet kuran (Tan-Şe-Huvang) da babası olduğu halde, annesi bir gün gök gürlerken göğe bakmış, bu sırada gökten ağzına bir dölü tanesi düşmüş, kadın bundan gebe kalmıştı ki bu hükümdarın da ilk hayat maddesi böylece gökten inmiş bulunmaktadır.


İnsanın yaradılışı hakkındaki bir Budist efsanesine göre de: tanrı güzel bir kız olan (Rin ta Riod gar) ı gökten yere indirmiş ve insanlar bundan türemiştir.


Gökten nur ve ışık içinde inenler de vardır :


Oğuz’un karısı gökten nur içinde indiği gibi, bir sabah Oğuz’ un çadırına yine nurlu bir ışık içinde giren kurt ta gökten inmiştir. Hulin dağı’nın üstündeki ağaca nur inerek ağaç gebe kalmış, beş çocuk doğurmuştur. Buğu Tekin’in odasına gökten nur içinde bir tanrıça da inmiş ve tanrısal öğütler vermiştir.


Kutsal (Yeşim Taşı) da gökten inen bir nurdan vücuda gelmiştir. Türk kahramanı (Alp Er Tonga) nın, Iranlı’ların düşmanı olan (Zini Gâv) ı öldürmesi üzerine, gökten (Altun Yaruk) denilen ışık Türk kahramanının üzerine inmiştir.


Gökten inmiş yaratıklar içinde ön safta at gelir. At, Şama-nist Türkler ve Moğollarca gökten inmiş, Yâkut’larca güneş âleminden gelmiştir. Mazdaist Türklerin tapmaklarındaki bakırdan At da gökten inmiştir.


Kahraman Gılgamış, Tanrıça iştar’ın sevgisine iltifat etmeyince, tanrıça öfkelenmiş ve Gılgamış’ı öldürmek için bir boğa göndermesini babası Anu’dan istemiş. O da kızını kırmayarak gökten bir boğa göndermiş ise de Gılgamış ile arkadaşı Enkidu, bu boğayı öldürmüştür.


Kayın ağacı dahi, Ülgen tarafından Tanrıça Umay’a gökten gönderilmiştir.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.